“Just a Perfect Day” Efsanesi

“Just a Perfect Day” Efsanesi

Efsane mi gerçek mi? Mükemmel günler mümkün mü?

Ben duygusal bir insanım, babamdan geçmiş. Türk filmi izlerken gözleri dolan bir adam babam. Ben de bana dokunan bir şeyler olduğunda tüyleri ayaklanan, burnu sızlayan bir insanım…Bugün tüylerim dans festivalindeydi, burnumun direkleri kentsel dönüşüm öncesi buldozer saldırısına direnen kolonlar misali…

Arnavutköy diye bir semt var İstanbul’da…Bilenler bilmeyenlere anlatır, ben de şimdi biraz anlatayım ama en güzeli sen 26 Mayıs Pazar günü 16.sı gerçekleştirilecek olan Arnavutköy Şenliği’ne gel kendin de bir kez görmüş ol.

Image

 

Arnavutköy Boğaz’ın ortasında, akıntının en yoğun olduğu söylenen “Akıntı Burnu”na doğru uzanan bir kıyı semti. Varlığı ne kadar eskiye dayanıyor, tarih bilir. Aşağı yukarı 1500 yıldır var olduğu söyleniyor. Nelere tanık olduğunu, kimlere yuva olduğunu hayal et…

Evliya Çelebi Arnavutköy’den bahsederken şöyle demiş; “Ekmeğinin ve peksimedinin beyaz, Yahudilerinin sahib-i zevk ve ehl-i saz, Rum Hıristiyanlarının kavmi-i laz, cemaati müslimin gayet az olduğu…” Benim anladığım rengarenk bir cümbüş…

10 senedir İstanbul’da yaşıyorum. Arnavutköy’le ilişkim tahmin edilebilecek boyutların dışına çıkmamıştı. Şenliğin tanıtımını gönüllü olarak üstlenmemizle birlikte son günlerde sıkça gider gelir olduk. Arnavutköy’de yaşayanlar, Arnavutköy’ü sevenler ve şenlikte yer alacaklarla röportajlar yapıyoruz. Bugün de bunu yaptık. Alet edavatı yüklendik ve Arnavutköy’e gittik. Çok güzel işler yapan çok güzel insanlarla tanıştık, söyleştik. Röportajlarına şenliğin Facebook sayfasında yer veriyor olacağız. Tüm günü şimdi anlatmaya, yazıdan okumaya dijital sabırlar dayanmayabilir. Ama eve döndüğüm anda bilgisayarımı açmama neden olan son iki röportajdan bahsetmeden duramayacağım.

Arnavutköy bir mahalle. 80 sonrası doğmuş olan ve büyükşehirlerde yaşayan kuşak mahalle nedir pek bilemedi…Mahalle, içinde yaşayanların birbirlerini tanıdığı, esnafın bir, belki de iki kuşak veledin büyümesine şahitlik ettiği, kedi köpeğin evlerin önünde uyuduğu, yediği içtiği bir oluşum, insan topluluğu…Arnavutköy’de hala kalaycı var, 1950’leri anlatan esnaf amcalar var. Boğazın iki yakasını Arnavutköy’den geçmesi planlanan yeni bir köprüyle bir araya getirme ısrarı karşısında, pamuk elleri ceplere indirip koskoca bina boyutunda “bu semt Arnavutköylüler tarafından koruma altına alınmıştır” afişi yaptıran insanlar var…

“Ben buraya 1943 senesinde geldim” diyen bir amca düşünün…Bambaşka bir manzara anlatıyor bize. “Anlatmaya kalksam yıllar alır, siz sorun ben söyleyeyim” diyor. Savaş yılları, ekmek karneyle alınıyor. “Buralarda Türk yoktu” diyor, “çöpçüler, muhtar Türk’tü…” Yanındaki amca hemen müdahale ediyor, “sanki muhtar da Türk değildi”. “Sonra gittiler.. Keşke gitmeselerdi, çünkü burayı yapan onlardı…” Devlet politikalarından bahsediliyor. Neden gittiler diye konuşuluyor. Bireylere sorduğunda, insan hikayelerini dinlediğinde gidenin acısını paylaşmayan, anlamayan yok. “Çocukken beraber oynadığın, buraya geri dönen var mı?” diye soruyorum, “Var” diyor. “Geldi, arkasından seslendim, döndü sarıldı bana, ağladı” diyor. Birileri sana sormadan senin aidiyetini tanımlıyor ve seni bir parça kağıtmışcasına katlayıp zarfa koyuyor ve postalıyor. Bugün gündelik hayatımızın bir parçasını etkileyeceğini düşündüğümüz kararlar karşısında bile ne derece hassas olduğumuzu, kısıtlanmış hissettiğimizi düşündüğünde, devlet kararı veya gerçekleştirilen eylemlerin sonucunda doğan baskılar nedeniyle yaşadığımız yerden kilometrelerce uzaklaşmaya zorlandığımızı düşündüğümüzde…düşünmemeyi tercih edeceğimiz bir konfor alanına sahibiz…(Şükretmek mi, hayır, anlatmaya çalıştığım bu değil.)

Image

“O günleri hala arıyorum” diyor. Hep beraber mutlu mesut yaşadıklarından bahsediyor. Rumların tavernaları varmış, gençler kızlı erkekli sabaha kadar eğlenir, sabah olunca da işe giderlermiş. Adam koskoca bir ömür yaşamış, anılarını saymaya kalksan yapamazsın muhtemelen. Ama süzgeçten geçirdiği, bugün kendisine kalanlardan bahsederken çizdiği tablo çok net. Biz dağdan taştan geldik, onlar burada medeniyeti yaşıyorlardı, kurdukları hayat çok güzeldi çok mutluydu ne bizi rahatsız etti ne de değiştirmeye gerek vardı…

Hepimizin öykündüğü dönemler var. Ben çok şikayetçi değilim yaşadığım dönemden. Belki bir önceki kuşağın yaşadığı döneme denk gelmemiş olmanın avuntusu içindeyim. Ama bugün dinlediğim hikayeler beni cezbetmiyor değil. Adil Abi, Arnavutköy’ün berber Adil’i bize İstanbulluların 1980’den önce yazlık diye Arnavutköy’e geldiklerinden bahsetti mesela. Kadınların şimdi kazıklı yol olmuş olan iskelenin de bulunduğu yerden denize girdiklerini anlattı. 3 tane sinemaları varmış, 2 yazlık bir de kışlık…

Image

Neyse, uzun lafın kısası…Güzel olan ne biliyor musun; güzel insanların, güzel hikayelerin olması ve benim bunlarla yolumun kesişebilmesi…Ben hayatımın beş senesini plaza denilen, camları bile açılmayan bir binada; her gün birbirini gören, 2 metrekarelik asansörlerde dakikalar geçirdiği halde birbirine merhaba demeyen insanların arasında geçirdim. Şimdi böyle insanlar gördükçe, böyle hikayeler dinledikçe yumurta çiftliğinde günlerce beden boyutundaki kafesin içinde yaşadıktan sonra çayır çimene salınmış tavuk gibi hissediyorum kendimi. O tavuğun mutluluğunu, kanatlarını açabiliyor olduğunu anladığında hissettiği rahatlamayı anlatmak zor.

İçinde yaşadığımız şehir gündelik hayatta bizi her ne kadar deli etse de, yorsa da aslında bir yandan da çok güzel çok özel anılara, insanlara ev sahipliği yapıyor. Bazı hikayeleri hüzünlü ama kesinlikle sana trafikte yol vermeyen, önüne kıran ya da kırmızı ışıkta geçen arabalardan, trafikten, boş kalabalıktan, gürültüden ibaret değil. Onu biz dolduruyor ve aslında biz yaşatıyoruz.

Lou Reed’in “Just a Perfect Day” ihtimalleri bize çok uzak değil.

26 Mayıs’ta Arnavutköy’e bekleriz…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s