Çıralı’da bir Kamping

Bu yaz evdeki beyaz yakalı iznini bayram tatili haftası ile birleştirdi. Böylece güney yolculuğumuz başlamış oldu. Ben Güney’i pek sevmediğim için (kalabalık, aşırı turistli ve “herşey dahil” dolu topraklar) Ege kılığındaki Güney’e; Likya Yarımadası’na geldik. İlk haftamız bitti. Önce Kaş’taydık, ardından buraya, Çıralı’ya geldik. Çıralı’yı, Çıralı’daki Elif Camping’i anlatacağım size.

Perşembe öğleden sonra Kaş’tan başladığımız, Google Maps mihmandarlığındaki yolculuğumuzu, Olimpos’ta vermek zorunda kaldığımız gözleme molasının ardından 19:00 civarı Çıralı’da tamamladık.  Olimpos, Google Maps ile olan ortaklığımızın son bulduğu nokta oldu. Çıralı ve Olimpos koyları yan yana fakat bu Olimpos üzerinden Çıralı’ya tekerlek üzerinde gelebileceğiniz anlamına gelmiyor. Bu anlaşmaya her tekerlek dahil değil tabi ki de. Olimpos’ta bulunan Ören Yeri’nin bekçisinin deyimiyle “bu araba gitmez”. Bisiklet veya 4 çeker bir şeylerle deneyebileceğinizi tahmin ediyorum.

Çıralı caretta caretta’ların son yuvalama alanlarından biri. Bu açıdan bence önce yumurtlama alanı, sonra tatil yeri olarak düşünülmeli. Sonuç itibariyle kendileri Likyalı’lardan bile önce buralardaydı.  Carettaların halen buralarda olmalarının bir güzelliği de sahilin koruma altında olması. Şezlong, şemsiye ve ışık kısıtlamaları akşamları sizi sessizlik ve yıldız patlaması ile başbaşa bırakan en önemli düzenlemeler. Bunu da caretta kıyağı olarak bir köşeye yazmalısınız. Küçük panpalar sabahları yumurtadan çıkıp denize yol almaya çalışıyorlar ve buna tanık olma şansınız var. Aşağıdaki ufaklığı @arthusking çekmiş, daha fazla Çıralı fotoğrafı için Instagram hesabını ziyaret etmenizi öneririm.

caretta

Ben Kaş’ı çok seviyorum. Kaş’ı bırakıp Çıralı’ya gelmek, daha önce gelmediğim için bir miktar riskliydi. Çıralı’ya ulaştığımızda sert diyebileceğimiz rüzgar eşliğinde, Kaş koylarıyla kıyaslandığında açık deniz denilebilecek bir yerle karşılaştık. Hiçbirimiz hızlı tepki vermek istemedik ama içten içe göt olma kokusu hepimizin burnunun direğini sızlattı bence. Kalacak yer arayışımıza koyun solundan (Olimpos’a yakın taraftan) başladık. 3 veya 4 mekan gezdikten sonra arabaya atlayıp koyun diğer tarafına kadar geldik ve arayışımızın yönünü değiştirdik. Bu tarafta ikinci ziyaret ettiğimiz yer Elif Camping’ti. 2012’de faaliyete başlamış olan tesis, yerleşke, kamp, kuruluş, tatil mekanı, kedi köpek cenneti, Uzak Doğu serpintisi (artık ne demek isterseniz), denize sıfır mekanlardan biri. Girişte sizi şu tabela karşılayacak;

13383717_1002409959806394_90455740_o

Burada bir not açıyorum; yazının üzerinden yıllar geçince tabi ki de kampla ilgili de pek çok şey değişmiş oldu. Çıralı’ya gitmeyi düşünenler bu yazıyı hala okuyor. Şimdi ben eski yazıyı eski tayfaya saygıdan buraya bırakıyorum, yeni hali hakkında bilgi edinmek isteyenler için de güncellemelerle devam ediyorum…

Burada bir grup insan var, kendi hallerinde yaşıyor ve burayı çekip çeviriyorlar. Henüz hepsiyle tanışmadık, ama ben kulak misafirliği sayesinde iyi kötü fikir sahibi oldum galiba. Kulak misafirliği Tanrı misafirliği gibi bir şey, itiraz hakkın çok olmuyor. Kampın deniz tarafında, gündüz insanların genelde takıldığı alan da çok büyük olmayınca, ister istemez çevrede olan bitene tanık oluyor ve böylece insanları tanıyabiliyorsun. Kampta favorim Coşkun. İlk gün bizi karşılayan, odaları sabırla gezdiren, Gökçe’nin Jamaica renklerine boyanmış sehpa takıntısını garipsemeyen, sırf sehpa orada diye oda seçmeye çalıştığında “sehpa sorun değil, taşırız” şeklinde makul öneriler sunan, benim “iyi, burada gençler var” şeklindeki yabancı birine anlamsız gelecek yorumuma bile “evet genelde gençler geliyor” diyen hep Coşkun.  Karpuzları taşıyan, menemendeki domateslerin kabuklarının soyulması gerekliliğini savunan, şefe yemek tarifleri veren, odaları temizleyen, “paspas boşaldı” diye bağıran da hep Coşkun.

Bir de kampın sahibi olduğunu tahmin ettiğimiz bir arkadaş var. Adı Serp olabilir, Berk de olabilir. Biz kendisine kısaca Joffrey diyoruz. Aslında kötü bir karakter değil, tam anlamıyla sarışın da değil, kısmet işte, Joffrey kaldı adı. Böyle bir yer işletmeye çalışmanın zorluklarını hatırlatması açısından önemli bir karakter çünkü burada insan kolayca kafayı resetleyip “ben de buralarda yaşayacağım lan, ben de yapabilirim” diyebilir. Fakat çeşit çeşit misafirle uğraşmak (mesela biz), kaybolan, selesi ormana atılan bisikletleri takip etmek (kampa ait bir kaç bisiklet var ve misafirler istedikleri gibi kullanabiliyorlar), şefin yetersiz raporlamalarına rağmen tedariği sorunsuz sağlamaya çalışmak, komşularla sıfır sorun politikası uğruna yan kamptan gelen garip teyzelerle goygoy yapmak zorunda olmak gibi bir çok hesaplanamaz sorunla boğuşmanın zorunluluk olduğunu hatırlatan günlük aktiviteler temsilcisi haline gelmenin kaçınılmaz olduğunu akılda tutmak gerek. İşte Joffrey de tüm bunlarla boğuşuyor olmanın izlerini taşıyor üzerinde. Neyse ki taşıyor yoksa kendisini öldürüp cesedi saklayıp yerine geçmek gibi planlar içerisinde olabilirdim. Ama şimdilik kral değil misafir olarak kalmayı tercih ediyorum.

Kampı şu an Kaan ve ekürisi, ailesi işletiyor. Tipler çok tatlı, ayrıca gelirim o kısma. Ama öncesinde size biraz kampı anlatayım.

Çadırda, bungalow’da veya el yapımı ufak kulübelerde kalma şansınız var.

El yapımı dediğime bakmayın, bence bildiğiniz oda. İçleri şöyle;

Dışı da şu. Bence ilüzyona oldukça yakın bir durum var :) Çok takılmayın yani, rahat edersiniz demek istiyorum.

Bungalowların dışarıdan tipleri birbirinden farklı, içleri aşağı yukarı aynı. Kampa o kadar çok gittim ve çoğunda elimden geldiğince kalışımı uzattım ki neredeyse kalmadığım oda kalmadı :) Bunlar hep ‘kalmak’ ;)

Bungalowun olayı kliması ve banyosu olması. “Ay bunaldım” tarzı bir fizyolojiniz veya “ortak dujj kullanmak istemem” kuralınız varsa bunları tercih edin; eğer “sahilde olacağım, ağaçların altında yatacağım, hamakta sallanıp müzik dinleyeceğim neden içeriye gireyim ki” fizyolojisine sahipseniz ve “deniz varsa zaten her yer dujj, arada tuzu atayım diye su tutarım ben” kafasındaysanız kulübe veya çadırda kalın. Ev ekonomisine yaptığınız katkıyı başka alanlara kaydırır veya seneye yapacağınız tatile saklayabilirsiniz.

Bungalow içi bildiğiniz oda işte.

Sahil tarafına ilerlediğinizde ise hamak ve hemen sağında yer alan Necla’nın yaptığı takıların sergilendiği standla karşılaşıyorsunuz. Necla yaz kış Çıralı’da yaşıyormuş. Her gün öğleden sonra kampa geliyor ve hamağın yanındaki yerini alarak rengarenk ipliklerden takılar yapıyor. Ben ilk gün hemen en sevdiğim bilekliği aldım. Renkleri seçip, yapışını izleyerek kendi takınıza yön verme şansını da size sunuyor. Elif Kamping’te kalmayacak olsanız bile Necla’nın işlerini görmek için uğrayın derim. İlgili bölge şöyle görünüyor. (Hamaktan bahsetmişken, “ben burayı anlatan bir yazı yazacağım” anımı da sizlerle paylaşayım. Akşam 8 gibi denize girmiştim, çıkıp bir bira içtim ve Daft Punk’ın yeni albümünü dinlemeye devam ettim. Random Access Memories’i dinlemek için İstanbul’da (hem de 2013 Haziran’ında bir kaç girişimde bulunmuş fakat gerisini getirmemiştim. Zamanının gelmesini beklemek gerekiyormuş demek ki. Çıralı günlerimin bir kısmı arkadaşların harika albümü ile renkleniyor. Dün gece de Daft Punk eşliğinde hamaktaki mesaimi tamamlayıp, hemen yanındaki salıncağa geçtiğimde bu yazıyı yazmaya karar verdim.)

IMG_2142 IMG_2148

Deniz kenarında, bar ve mutfağın bulunduğu alanın önünde ise, masalar, bench’ler ve locamsı şeyler var. Bu alan da büyük oranda gölge ve sahilde buharlaşmak istemiyorsanız, gün içerisinde takılıp yüzmek istediğinizde denize gitmek üzere üs olarak kullanabileceğiniz bir yer. Bu alandaki en sağlam gölge kamp ekibi tarafından kuşatılmış gibi görünüyor. Müdavimler ve kampı çekip çeviren tayfa bu alanda takılıyor. Ama bunlar sıcakkanlı insanlar, “ben de en gölge yerde oturacağım” derseniz gidip yanlarına oturmanızda bir sakınca olacağını zannetmiyorum. Ama kim bilir, Joffrey yeni bir tavuk krizi yaşıyor olur ve sizi sopayla kovalayabilir, böyle bir durumda sorumluluk kabul etmiyorum :)

Son olarak kampın en kıymetli üyelerine değinmek istiyorum; Risus, Cookie ve diğerleri. Risus bir Golden. İlk gün kendisi için “topları parçalayan Golden kırması olan mı?” şeklinde bir cümle kurmuştum, bu yazı vesilesiyle kendisinden özür diliyorum. Bu güzel canlı yaratık, cinsinin özelliklerine eklenmiş Çıralı etkisi sayesinde fazlasıyla sıcakkanlı. Top ve kozalak düşkünlüğü var, atarsanız getiriyor fakat size geri vereceği konusunda bir garanti sunmuyor. Denize girmeyi seviyor, dün akşamüstü beraber koşarak denize gittik, ben taş atıp peşinden denize dalınca o da görev bildiği işi yaptı ve yüzmeye başladı. Taşı bulamayacağını anladığındaysa geri döndü. Seneye dalmayı öğreneceğine eminim. Bir de sağolsun dün gece biz sahilde otururken yanımıza geldi ve kendisini yastık olarak kullanmama izin verdi. “Ben de geliyorum” dese dönüşte arabamın arkasına atıp götürürüm :) (işte Joffrey bu gibi misafirler nedeniyle hafif asabi). Risus’un afilli fotoğrafını @neisimvarburda çekmiş. Adı Nilüfer ve galiba buralarda bir yerde ama ben kendisini Instagram’da buldum. Onun da hesabındaki diğer güzel fotoğraflara bakmanızı öneririm.

rissus

Elif Camping’e dair özgün şeylerden biri de kampın her alanında bulunan çeşitli dekor ve süs eşyalarının kamp ahalisi tarafından yapılıyor olması.

Bu arada ilk gün bizi karşılayan bol rüzgarlı ve hafif dalgalı denizden eser kalmadı. Su cillop gibi, bilimum balık barındırıyor.

Özetle, “lüks içinde boğulduğum bir tatil olsun istiyorum” demiyorsanız Çıralı’ya gelin; mekan aramak için zaman kaybetmeden Elif Camping’i seçin. Hamakta yatar dinlenir, menüde bulamadığınız bir şeyi Coşkun’a kısaca tarif eder ve yersiniz. Sabah erken kalkıp caretta peşine düşebilir, akşam yastık olarak kullanmak üzere Risus’u yanınıza alıp sahilde yıldız seyretmeye gidebilirsiniz.

Ciralı son yıllarda meşru olduğu varsayılan güçlerce ele geçirilmeye çalışılıyor ama şimdilik önce carettaların, sonra bizim; tadını çıkarın :)

Kalacağınız yeri seçtiniz, kampa gittiniz diyelim. Neler yapabilirsiniz? Açıkçası, istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Çıralı’da insanı bayabilecek tek şey bence sıcak. O unsuru kafadan sildiyseniz ve kampa yerleştiyseniz gerisi kolay.

Kampın yemek menüsü kısa, öz ama oldukça tatmin edici. Bir de açıksözlülükle ve samimiyetimize güvenerek söylüyorum; mutfakta Umut varsa zaten olayın boku çıkıyor arkadaşlar :) Bu arkadaş ve Kaan bir şekilde kendilerini insanlığın aç kalmamasına adamışlarcasına “en önemlisi kesinlikle doyuracağından emin olmak” diyerek işin bokunu çıkarıyorlar. O porsiyonları tek bir  insan evladının bitirebilmesi mümkün değil. Bunu kendilerine söyledim, bana az önce yazdığım cümle benzeri şeyler söylediler. Yemek konusunda kafanız rahat olsun, doyacaksınız. Ayrıca olayın içinde anneler de olduğu için durum makarna hamburgerden ibaret olmayacak :)

Deniz süper. Özellikle sabahları balıklar, serinlik, çarşaflık denizi daha da güzel hale getiren şeyler. Hızlı derinleşen bir yapısı var, ama ölmezsiniz, aklınıza Karadeniz gelmesin. Öğleden sonra dalgalı olabiliyor, güler eğlenirsiniz.

Sıcağa dayanamıyorsanız zaten yapacağınız şey canınız yüzmek istediğinde bir tur gitmek, sonra geri dönüp kampın çeşitli alanlarında takılmak. Bunların başında, mutfağın ve barın önünde yer alan, genel yemek ve yayılmaca alanı olan bölgede takılmak gelecek muhtemelen. Çardak şeklinde gölgelikler, hamak, uzanabileceğiniz çeşitli minderler ve en önemlisi gölge burada. Biralar soğuk, devam ederek içenlerdenseniz, tayfaya söylersiniz sizinkiler dipfrizlenir ;)

“Akşam ben sıkılırım, insan ortam müzik bir şeyler lazım” diyecekseniz Olimpos’a gideceksiniz. Çıralı Merkez’den sahile çıkıp yürüyerek gidebilirsiniz. Olimpos’ta yerleşke ile sahil arası tarihi alan olduğu için akşamları sahile çıkmak yasak. Bu nedenle giderken kapıdaki nöbetçiyle konuşun ki dönüşte sizi tanısın ;) Nöbet değişimi olabileceğini de hesaba katmayı unutmayın :)

Çevreyi, doğayı tanımak istiyorsanız iki önerim var; Yanartaş’a çıkın. İtiraf edeyim, ben daha çıkmadım ama görülmeye değer olduğu söyleniyor. İş, biraz mantıksız ve kafana göre turizm durumuna dönmüş deniyor son yıllarda. Önbilgi olarak değinmeden edemeyeceğim.

Diğer önerim ise, kano :) Kampta çok güzel bir kano var, Kaan iyi düşünmüş, süper düşünmüş. Eğer daha önce denediyseniz ve kendinize güveniyorsanız atlayın kanoya, bir gün Çıralı’nın soluna, bir gün de sağına doğru asılın küreklere. Ben Olimpos tarafına kürekleme ve Olimpos’tan sonrasını görme şansına eriştim. Akdeniz’in falezli yapısının deniz içinde nasıl güzellikler yarattığını göreceksiniz. Yalnız uyarayım, akıllı olun :) Doğa bu, giderken dönüş ve dönmekte olacağınız sırada karşılaşabileceğiniz olasılıklar hep aklınızda olsun. Mesela karşıdan esen bir rüzgara maruz kalabilir, “aman allahım ne kadar da güzel” diye diye millerce gittiğinizi fark etmemiş olabilir, muhabbete dalmış enerjik halinizden dönüş yolunda eser kalmayabileceğini gözden kaçırmış falan olabilirsiniz yani :)

Bakın kano şu. Bu fotoğrafın arkasında da süper bir hikaye var.

Bu bisikletli arkadaş Likya Yolu’nu geçerken tekerlekleri kampa düşüyor. Çıralı Yolu da zorlu bir yoldur, ana cadde oldukça yüksekte kaldığı için virajlı ve dik bir inişi var. Ana yolla kamp arası 11 km ama insan gücüyle alınması oldukça zor bir 11 km’den bahsediyoruz cidden. Kamp ekibi şevkatini arkadaştan da esirgememiş, Kaan’ın dayısı arkadaşı kanoyla yan koya bırakmış böylece en azından bir zorlu parkuru atlaması sağlanmış.

Kampa yalnız gitseniz bile yalnızlık çekmezsiniz. Birileriyle tanışır, sıkıldığınızda kamp tayfasıyla sohbet edersiniz. Hamakta yatar kitap okur, yıldızları izler gece sahilde uyur, gün doğarkan heyecanlı insan sesleriyle uyanıp yumurtasından yeni çıkmış bir caretta’nın denize ulaşma mücadelesine tanık olursunuz…

Dinlenip huzur bulacağınızın garantisi benden, geri kalanı sizden olsun…

 

Reklamlar

Çıralı’da bir Kamping” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s