Bir Suç Duyurusu Anısı

Bugün hayatımda ilk defa bir hukuki süreç başlattım ve bir şahıs için suç duyurusunda bulundum. Benim yakın çevremde avukat olduğu için nedir nasıl yapılır’ı kolayca öğrendim. Bu deneyimimi paylaşayım, belki sizlerin de işine yarar.

Bugünkü duyurumuzun konusu dolandırıcılıktı. Olayın konusu Bro’nun bloğunun şu yazısında bulunuyor. Madem ortada hukuksuz, ahlaksız, “etik”siz bir durum var ve ben ister istemez buna taraf oldum, hukuki bir süreç başlatayım ki bu şahıs bu faaliyetlerine bir son versin dedim ve pazartesi sabah sabah Çağlayan Adliyesi’nin yolunu tuttum.

Önce adliyeden başlayayım. Çağlayan Adliyesi, Gezi sırasında yaşananlarla çeşitli mecralarda bolca yer bulmuştu. Devasa bir yapı. Fakat bu devasalığı gerçekten hissedebilmek için içine girmek gerekiyormuş. Öylesine büyük, öylesine şaşalı ki girdiğim anda “en büyük hukuk başka büyük yok” diye bağırmak geldi içimden istemsizce. Bu bana bir kez daha şu mevzuyu hatırlattı.

Arandım, tarandım içeriye alındım ve müracaat savcısının nerede olduğunu sordum. Beni girişte soldaki ilk bloga yönlendirdiler. Banka şubesi mantığında elinde sıra numarasıyla bekleyen insanları görünce önce bir “s.çtık” dedim. Güvenlik bankosu vardı ve sıra numarası alabileceğim bir makine yoktu. Güvenliğe sorunca, önce karşıdaki (binanın içindeki karşı) kırtasiyeden bir dilekçe formu ve dosya almamı, doldurup 3 tane kopya haline getirtmemi, kimlik fotokopimi de ekleyip gelmemi söyledi. Kırtasiyeye yollandım, 1 A4 ve 1 adet dosya için 3 lira verdim, kalem rica ettim onu da 1 lira karşılığında aldım. Fotokopileri de çektirince 1,5 TL daha vererek tüm bozukluklarımı harcamış olmanın verdiği rahatlamayla müracaat savcısı bölgesine geri döndüm. Dilekçede sizin kısaca kimlik bilgileriniz, şikayette bulunacağınız şahsın adı soyadı, varsa telefon ve açık adres bilgileri, dilekçenin (duyurunun/davanın) konusunu özetlemeniz isteniyor.

Güvenlikten sıra numaramı alıp beklemeye başladım. Bu arada İstanbul’un her semtinde olan olayla Çağlayan ilgilenmiyor, aklınızda olsun. Çok beklerim diye düşünüyordum açıkçası ama daha Instagram’daki yeni fotograflara bakamadan sıra bana geldi ve savcının odasına yollandım. Savcı bey “otur” dedi, oturdum. O benim karşımda oturuyordu ve benim solumdaki televizyondan haftasonundaki maçların sonuçlarını, puan tablosunu falan veren bir bülteni izliyordu. Sonra sordu bana, “anlat!” dedi. Anlattım. Arada bazı sorular sordu, bazılarının tamamını dinlemek istemedi. Konu köpek olunca çok da ilgi çekici gelmeyebiliyor insanlara. Neyse ki bir yerden sonra dikkatini toplamayı başardım, televizyonun sesini kıstı ve kendisini tamamen bana verdi. Görüşmenin sonunda bir kağıda bazı notlar alıp “seni ifadeye gönderiyorum, şunları şunları mutlaka belirt” diyerek beni yolladı.

İfadeye gitmeden önce, dosyaya eklemem gereken bazı kanıtlar vardı, bunlar için internet bağlantısı ve yazıcısı olan bir bilgisayar bulmam gerekiyordu. Güvenliğe sordum, “üst katta Baro Odaları var, bazen alabiliyorsun oradan” dedi. Çıktım yukarı, birilerine daha sordum, beni bilgisayar odası denilen bir yere gönderdiler. Tam aklımdan “fotokopiye kaleme 5,5 lira verdiysem kredi kartını hazırlasam iyi olur” derken Baro’nun olması gerektiği gibi bizlere hizmet ettiğini gördüm : ) Helal olsun Baro’ya, dizmiş bilgisayarları, koymuş yazıcıyı, tek ricası kitap basmamamız. (Lütfen 10 sayfadan fazla çıktı almayınız!).

Buradan gerisin geri müracaat bölgesine döndüm ve ifade odasını buldum. 4-5 katibin bulunduğu bu oda, orada çalışanlar için bence sıkıntılı. O kadar ihtişamlı bina yapıyorsun, yine de insanları gereksiz yere sıkış tepiş çalıştırıyorsun ben de bunu anlamıyorum. Yine kısaca kimlik ve adres bilgilerini teyidleştikten sonra başladık yazmaya. Şu oldu, bu oldu, sonra bu oldu şeklinde anlattık olayı. Açıkçası bilgisayara ben otursaydım bu işi daha hızlı yapardık, katip arkadaş da tecrübesinden yola çıkarak eksik yerleri doldururdu. Ama herkes yerinde kaldı. Bir yerden sonra kızcağız da zaten benim söylediklerimi değiştirmekten vazgeçti ve “tam olarak nasıl kurdun cümleyi tekrar etsene bir” falan demeye başladı.

İfadenin çıktısını aldım, savcının yanına son imza için yollandım. Okudu, baktı, beğendi. Biraz ayak üstü sohbet ettik. Ben ona süreci sordum, o bana beni sordu. Kaç yıldır evli olduğum onu oldukça ilgilendirdi çünkü köpek mevzusuna pek çok insan gibi takılmıştı. Ben de onu yormadan, “çocuğun yerini tutmaz diyeceksiniz değil mi?” dedim, gülümsedi; “evet, çocuk yap” dedi. Bu mevzu hakkında galiba ayrı bir yazı yazacağım çünkü sokaktaki teyzeler amcalardan bile duymak durumunda kaldığım bir cümle bu. Bir de bana aferin çekti : ) Konuyla alakalı olduğu için köpeklerin hamilelik süresi, internette arama yapma yolları falan gibi konularda bir şeyler söyledikçe “aferin ne çok şey biliyorsun” dedi bana. Güldüm valla. Galiba gelenler genelde konulardan bihaber oluyorlar.

Neyse, suç duyurusu süreci böyle bir şey. Artık benim de Türk Hukuk sisteminde müşteki olduğum bir dosyam var. Bu arada Özgür’ü de şahit yazmak durumunda kaldım, böylece o da büyük bir klişenin parçası oldu : )

Başıma bir şeyler geldi, çok yanlış olduğunu düşündüm ve bir girişimde bulunma ihtiyacı duydum. Kızgınlığım kandırılmış olmaktan öte bir durum. Amacım yalan beyanla insanları ve hayvanları sömürmek veya benzeri faaliyetlerde bulunmanın o kadar da kolay ve karşılıksız olmadığını, biraz da söz konusu şahsa göstermek ve tabi ki de bu faaliyetlerine bir son vermesini sağlamak.

Bugüne kadar o yavrular ve sahipleri düşündüyse, şimdi biraz da Alim A. Ecevit Bey ve savcılarımız düşünsün.

Reklamlar

Bir Suç Duyurusu Anısı” üzerine bir yorum

  1. biz de dolandırıldık. arkadaşımın doğumgünüydü, en çok istediği köpek de pugdı, sahibinden’deki bir ilanda sinop’ta ücretsiz sahiplendirme ilanı buldum. adamı aradık, taşıma kabı ve uyutucu iğnesi masraflarını istedi, haklı buldum sonuçta iki köpek yolluyor kap vs masraflıdır dedim. hesap numarasını aldık parayı yolladık, kendisinin ve birlikte yollayacağı kişilerin numarası taahhüt ettikleri saate kadar açıktı. sonra pat diye kapandı. hala da ulaşamıyoruz. ve site bu konuda hiçbir şey yapmıyor. bizim gibi birçok insan var bu durumda olan hatta bazıları dava açmalarına rağmen kaybediyor. diyeceğim o ki herkes dikkatli olsun, ortalık şerefsiz insanlarla dolu…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s