Bern – Mis gibi bir başkent

Bern mis gibi bir şehir. Bu şehirde yaşayanların ölmüyor olabileceğinden şüpheleniyorum. İsviçre zaten yemyeşil bir ülke ama özellikle Bern’i koruma ve güzelleştirme şekilleri insanoğluna örnek olmalı. Zaten kendisi 2010’da Unesco’nun Dünya Mirası listesine girmiş ve Dünya’nın yaşamak için en ideal 10 şehri arasında listeleniyor. Yürü be yavrum Bern :)

Şehrin içinden Aare nehri geçiyor ve nehrin U harfine benzer bir yay çizdiği bölgenin iç kısmı eski şehir merkezini oluşturuyor. Nehir ile şehir merkezi arasında doğal bir yükseklik farkı bulunuyor; ki bu da bacaklarınız için güç dilemeniz anlamına gelebiliyor :) Bern ayı demek ve rivayete göre şehrin ilk kralı avda vurduğum ilk hayvanın adını şehre vereceğim dediği için şehir “Ayı” ismini alıyor.

Bern

 

Yukarıdaki fotoğraf, bahsettiğim U harfinin başlangıç noktası gibi düşünülebilir. Solda Katedral’in bulunduğu bölge eski şehir merkezi. Nehir sola doğru kıvrılarak devam ediyor. Benim fotoğrafı çektiğim köprü oldukça yüksek, tramvayların kullandığı ana köprülerden biri. Nehir seviyesine indiğinizde daha alçak köprülerle de karşılaşıyorsunuz. Sol aşağıda suların köpürdüğünü gördüğünüz noktada Aare’nin taşıdığı su, anladığım kadarıyla taşmalara sebep olmaması için sağ taraftan ayrı bir kola yönlendirilerek kontrol altında tutuluyor. Aare tertemiz, tatlı bir yeşil renkte akıyor. Suyun sığ olduğu noktalarda dibi yüksek köprünün üzerinden bile rahatça görebiliyorsunuz.

Bern Katedrali bizim orada kaldığımız süre boyunca tadilattaydı fakat normal şartlar altında kulesine tırmanarak Bern manzarası izleme şansınız var. Bu kule İsviçre’nin en yüksek kilise kulesiymiş. Katedralin arka bahçesi de çok güzel. Oturup yüksek duvarların tepesinden Aare’yi ve çevresini izleyebilir, minik kafede biranızı içebilirsiniz.

Eski şehir merkezinin başlangıcı sayılabilecek olan caddenin başında Zytglogge bulunuyor. Bu saat kulesi 1530 yılında yapılmış ve üzerinde pek çok renkli figür barındırıyor. Ben bu figürlerin saat başında değişik atraksiyonlara girdiğini okumuştum bir yerlerde fakat malesef buna tanık olamadım. Saat kulesinden aşağıya doğru inmeye başladığınızda ise Bern’in bir diğer alamet-i farikası olan çeşmeleri görmeye başlıyorsunuz. Şehir merkezinin değişik yerlerine yayılmış 10 adet çeşme var ve her birinin hikayesi ve dizaynı farklı.

ZytgloggeBern Çeşme

Saat kulesini arkanıza alıp nehre ulaştığınızda nehrin karşı kıyısının yamaçlarında sizi şehrin “ayıları” karşılıyor. Bern kendisine isim veren hayvan arkadaşlarına bir güzellik yaparak özel bir projeyle bir ayı habitatı yaratmış ve isimleri Björk ve Finn olan ayıları kendi hallerinde takılırlarken görmemizi sağlamışlar. Biz hangisi Finn hangisi Björk anlayamadık fakat güzelliklerine hayran kaldık. Kendileri ve manzaraları şöyle;

IMG_4550 IMG_4545

IMG_4548 IMG_4552

Parkla ilgili detay bilgilere ve şanslıysanız kendilerini online görebildiğiniz webcam’lere şu adresten ulaşabiliyorsunuz. “Bern’de ayı olmak” değerlendirdiğimiz “İsviçre’ye kapak atma” planlarından biriydi :)

Parlamento binası da Bern’in ihtişamlı, dikkat çeken yapılarından biri. Aare tarafından şöyle görünüyor;

Swiss Parliemant IMG_4568 IMG_4574

şehre bakan tarafında ise yerden sürprizli ufak fıskiyelerin çıktığı bir meydanı (BundesPlatz) bulunuyor. Burada çocuklar “üstünü neden ıslattın?” diye azar işitmeden koşuyor oynuyor.  Parlamento binasının Aare’ye bakan tarafındaki duvara oturup manzara izleyebilir, bira, sigara, çay canınız ne istiyorsa içebilirsiniz. Parlamentoların insanlar için var olduğunu bildiklerinden ve kimseye eziyet etmedikleri için herhangi bir güvenlik endişesi taşımadıklarından burası da insanların kullanımına açık.

Parlamento

BundesPlatz tarafından sırtınızı parlamentoya verip ilerlediğinizde hemen karşıdaki meydanda sokak yemekçilerini görebilirsiniz. Yaz ve bahar aylarında her gün kurulan yemek alanı kış mevsiminde haftada 2 gün kuruluyormuş. İsviçre pahalı demiştik; restoranlarda ortalama 15-20 Frank’a makarna, 25 Frank’a fondü yiyebilirsiniz, isterseniz. Ama bunun yerine ben size sokakta Uzak Doğu mutfağından 6’lı tavuk topları (isimlerini bilmiyor, tarif ediyor) (6 frank); karides çubukları (4’lü 6 Frank), hamburger (8 frank), baget ekmeğinde sosisli gibi yemekler öneririm. Bir de mutlaka krep yiyin derim. Krepleri hızla ve keyifle yapan genç bir eleman tezgah açıyor. En çok beğenilen/tercih edilen elmalı ve Nutella’lı krep ama peynir, pastırma gibi tuzlu seçenekleri de var. Bu meydandaki seçenekleri beğenmezseniz hemen yakındaki Baunhof (Central Station) tren istasyonuna geçip oradaki dükkanlardan simidimsi (pretzel) ya da sandviç tipi şeyler de alabilirsiniz.

İsviçre’nin olayı Migros’muş. Meğer Migros İsviçreli’ymiş diyelim. Ben şahsen Avrupa abur cuburlarına bayılıyorum. Taze taze hamur işleri yapıyorlar, paketli paketsiz satıyorlar. Bisiklet pedalı çeviren bünyelere çok iyi geliyor. Şehir merkezinde turladıktan sonra uğrayın bir Migros’a (Migros’un bir alternatifi de Coop zincirleri) abur cuburlarınızı, biranızı, kolanızı alın, atın bisikletin sepetine, nehir kenarına inin…Bu kısma daha sonra geleceğim, önce kısaca Einstein’ın evinden bahsedeyim.

Einstein 1902-1913 yılları arasında Bern’de yaşamış (arada başka şehirlere de gitmiş). Evi, Zytgloggle’ye sırtınızı verip aşağıya doğru yürüdüğünüzde sağınızda olacak. Müzeye çevrilmiş ve 6 Frank karşılığında gezebiliyorsunuz. 2 odadan oluşuyor. O dönem kullandığı masa ve ufak bir kanepe sergileniyor; bunun dışındakiler genelde bilgi iletme amaçlı pano ve video gösteriminden oluşuyor. “İçeri girip gözlerimi kapatarak atmosferi hissetmek istiyorum” demiyorsanız bence çok da lazım değil ziyaret. Ama Einstein’la ilgili magazinel bilgilerim gelişsin isterseniz girin, duvarlardaki hikayeleri okuyun :) Einstein’ın manzarası ve çocuk sıkıntısına dair notlar…

IMG_4602 IMG_4603 IMG_4606

Benim Bern’de ziyaret ettiğim resmi şehir atraksiyonları böyle. Bunlar dışında Tarih Müzesi, Paul Klee Müzesi de bulunuyor, alternatif mekanların tamamına şuradan bakabilirsiniz.

Bunların hepsi iyiydi, güzeldi ama benim için aslolan Bern’in doğasıydı açıkçası. Siz de bundan hoşlanacaksanız mutlaka bir bisiklet kiralayın. İlk 4 saati belediye teşvikiyle bedava, sonrasında saat başına 1 Frank alınıyor.

Bern kocaman bir ormanmış ve ortasında ufak sayılabilecek bir kısmına şehir yapmışlar resmen. Her yer yemyeşil ve her şey insanlar bu yeşilliğin tadını çıkarabilsin diye yapılmış. Mesela bir sürü yerde ping pong masaları var, bildiğimiz masalar veya betondan yapılmış versiyonları. Katedralin bahçesinde, nehir kıyısında yeşilliklerin üstünde, sağda solda ağaçlık alanlarda…Bir de Bern’de yaşayıp spor yapmayanı dövüyor olabilirler. Nehirde yüzülebiliyor ve Ekim başı olduğu halde yüzenler vardı. Nehir kıyısı koşu ve yürüyüş yollarıyla kaplı. Bol bol yatışa geçilebilecek alan var. Yer oldukça voleybol sahaları yapmışlar. Bern’deki ilk günümüzde (ilk gün Cenevre’yi gezdikten sonra Bern’e geçmiştik. Takip eden iki günü Bern’de geçirdik, sonraki günlerde her gün bir yere gittik. Dönüşümüzden önceki son günü de Bern’de geçirdik) şu aşağıda gördüğünüz yeşilliklerde yattık.

IMG_4934

Bu yayıldığımız yeşil alanda biz gittiğimizde güneşlenen bir arkadaş vardı. Sonra 50’lerinde gibi görünen bir amca geldi, duvar kenarında hızlıca mayosunu giydi ve nehre girdi. Hava 16-18 derece falandı. Nehir kenarından insanların rahatça girebilmeleri için merdivenler yapmışlar. Mesela insanlar bir yerden suya girip kendilerini akıntıya bırakıyorlar ve okla işaretli bölgelerde (galiba akıntının en uygun olduğu alanları işaretlemişler) de sudan çıkıyorlar. Son günümüzde hava daha da serindi fakat yine suya girenler vardı. Aşağıdaki manzarayı yakaladıktan sonra hafızamda yer etmesi için Türklerin o sırada ne kadar kalın giyindiklerini de fotoğraflamak istedim. Bunlar bi de üşümeyen Türkler, kendimi çekebilseymişim durumu daha iyi anlatırmışım :)

IMG_4939 IMG_4941

 

Benim nehir etkinlikleri konusunda dibimin düştüğü an slack line olayına girmiş insanları gördüğüm andı. Bir süre durup izledik bu arkadaşları. Olayı yeni öğreniyordu, güneş yok olmuştu, bu nedenle sörf kıyafetlerini giymiş düşüşlere karşı moralini yüksek tutuyordu :)

slack line Bern IMG_4636

Özetle durum şuydu aslında; yarım saat içerisinde, yüzen, ping pong oynayan, bizim “orta yaşlı ev hanımları toplaşıp gün yapıyorlar” diye dalga geçtiğimiz sabit park spor aletleri ile spor yapan, koşan, kaya tırmanışı çalışan ve slack line yapan insanlar gördüm. Hepsi aynı şehirde. Hepsi mutlu.

Herkes mutlu bu arada gerçekten. Mutlu görünüyorlar ve oldukça kibarlar. Sokakta gördüğünüz insanlarla göz temasını biraz uzun tutarsanız selamınızı hemen alıyorsunuz. Göz göze geldiğinizde çok büyük çoğunluğu gülümsüyor.

Son olarak adını öğrenemediğimiz ama “No Borders” dediğimiz yerden bahsedeceğim. İsviçre liberalizm temelinde yükselmiş, coşmuş giden bir toplum. Başkasının özgürlüğünü kısıtlamadığın sürece, bir birey olarak sana olabildiğine alan tanıyorlar. “Serseri mi olacaksın, uyuşturucu mu kullanacaksın, kızgınlığını ifade mi etmek istiyorsun…yap kardeşim, bizim için sorun değil” diyorlar ve bunun için de sana alan açıyorlar. No borders dediğimiz yer de içinde bir tiyatronun, bir kafenin, bir sergi alanının bulunduğu; bahçesinde oturulacak merdivenler ve ping pong masaları bulunan bir alan. Tiplerinden uyuşturucu satıcısı olduğunu anladığınız (tipe de çok gerek yok, biraz oralarda takılırsan gelip “ot ister misin?” diye soruyorlar zaten) elemanların dolaştığı, Cumartesi akşamları bahçesinde ergenlerin, iç kısmında yetişkinlerin alkol aldığı, sigara içtiği, muhabbet ettiği bir alan. Duvarlar graffitilerle dolu, devlete sövüyorlar, sisteme sövüyorlar, sınırlara sövüyorlar, azınlıkların düşebildiği durumlara sövüyorlar…

IMG_5019 IMG_5020No Borders

Ben Bern’i o kadar sevdim ki fahri başkentim ilan ettim. Çağırırlarsa seve seve gider, şehrin temsili ayısı olmak dahil her türlü işi yaparım :)

Bir sonraki yazımda İsviçre’nin bir diğer cennet köşesi İnterlaken’i, bir sonrakinde ise Zürih’i ve Zürich’te bisikletten düşmenin inceliklerini anlatacağım. Cenevre ile ilgili kısa yazım için buraya bakabilirsiniz.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s