Parklar, Bahçeler, Çeşitli Sular ve Ormanlar Müdürlüğü Zürich’i Sunar…

Zürich’te bisiklet kazası yapmanın inceliklerini yazacağıma söz vermiştim. İyi ki vermişim, 2 haftadır vicdan azabı oldu. Azaplar artınca seviniyorum, seçme şansım olduğunu hissediyorum. Allah tek bir azabı olanlara kolaylık versin.

Zürich’e Bern’den arabayla gittik. 3 kişiden fazlaysanız tren yerine araba kiralamayı da değerlendirebilirsiniz. Yalnız şehir içi trafiğini azaltmak için otoparkları pahalı yapıyorlar, o yüzden parklara internetten ya da telefondan bakın, fiyatını öğrenin, öyle seçin. Şurada ücretsiz parklardan bahsediyor ama forumlardan kurcaladığım kadarıyla böyle yerler bulabilmek şehir efsanesine dönmüş biraz. Şuradaki teyze beni bu konuda çok etkiledi galiba. Belediye başkan adayı olsun düşünmeden oy veririm…

Zürich, Zürich Gölü ve Limman Nehri çevresinde konumlanmış. Ana tren istasyonu yine şehrin göbeğinde. Trenden inip yürüyerek şehri gezmeye başlayabilirsiniz. Ya da istasyonun hemen arkasında bulunan kiralama noktasından bisiklet kiralayabilirsiniz. Biz önce biraz yürüyerek şehir merkezini dolaştık, sonrasında bisikletle alanımızı genişlettik. Tren istasyonunun arka tarafından nehri takip ederek devam ettiğinizde güzel bir park çıkacak karşınıza. Parkın en uç noktasında Limmat Nehri’yle Sihl adlı başka bir nehir birleşiyor. Gidin bakın, güzel. Adı Plaztspitz’miş, ben de şimdi öğrenmiş oldum.

Zürich Harita

Parka doğru yürürken National Museum’um yanından geçeceksiniz. Kafayı kaldırıp kulesinin çatısına bakın, renkleri çok güzel.

IMG_4736 IMG_4737

Parktaki heykel de güzeldi, denizkızlı, Kamasutralı bir şeydi, ama tam da anladım diyemem :) Heykelin olduğu nokta, aynı zamanda nehirlerin birleştiği nokta. James Joyce da burayı çok severmiş. Duvarda buna atfen Finnegans Wake kitabından alıntı bir şeyler yazıyor. Buna çok takıldım, 15 dakikadır aranıyorum, duvarda yazanın tam ne olduğunu pek anlayamadım. Almanca olduğu için Levent bize çevirmişti, benim kafamda bir şeyler kalmış ama emin de olamıyorum, Levent mi bizi yedi, ben mi bişiler yazdım kafamda:)

IMG_4746 IMG_4743

 

Limmat’ı solunuza alıp göle doğru yürürken işaretler sizi ufak bir seyir terasına yönlendirecek. Tam yerini şu an bulamadığım için böyle anlatıyorum, olmadı sorun. Buradan nehir boyunca merkezi görebiliyorsunuz.

IMG_4755 IMG_4765 IMG_4770 IMG_4772

Hadi tamam, yürümek yetti, karnınız acıktı…Ucuz yemek için merkez istasyona doğru yola çıkabilirsiniz. Biz, sosisli falan yeriz derken, sosisin kendisini bulduk, onu yedik. Yanında ekmeğiyle birlikte veriyorlar, illa sosisli istersen kendin yaparsın. Biraz yağlı, bol baharatlı güzel bir şey. Domuz etiyle manevi veya fiziksel sorunlarım var diyorsan, balık ürünleri satan yere gidersin. Olmadı, gir Migros’a sandviç al. Ya da peynirli bagel. Simidini ye, mutlu kal.

photo (28)

Zürich gezimizin geri kalanı bisiklet tepesinde geçti. Şu arkadaştan okumuştum, Viaduk’e gidelim dedim. Tipini merak etmiştim, dükkanlar biz gittiğimizde kapalıydı. İyi ki gitmişiz, yanında çok güzel bir park vardı. Parklar ve Bahçeler Müdürlüğü kuracağım yemin ediyorum kendime. Paso park bahçe anlatıyorum. Fotoğraflara baktığımda da en çok onları özlüyorum. Parklar, Bahçeler, Çeşitli Sular ve Ormanlar Müdürlüğü olur…

Bu arada ilk bisiklet kazası buraya giderken yaşandı. Gökçe benim arkamdan geliyordu, onun arkasında da Özgür vardı. Bisiklet yolu araba yolunun yanındaydı, oradan ayrılıp sağa, nehir kıyısına çıkalım dedik. Hani kaldırımın kenarında bisiklet için mini bir alçaltılmış alan vardır, doğru açıyla girmezsen ön tekerin dengesi bozulur. İşte ben çıktım, arkamdan paldır küldür bir ses geldi. Durup dönebildiğimde Gökçe takla atmış pozisyonda yerde duruyor, bisiklet de kafasının üstünde duruyordu. Ben düşene gülen insanlardanımdır. Düşmek komiktir, kendim düşünce de gülerim. Gökçe’yi öyle görünce gülemedim valla, daha çok “hass.ktir, kesin kafası kırıldı” şeklinde bir tepki verdim. Dağ başında kask takan biz, mallıktan olsa gerek şehirde takma ihtiyacı duymamışız. Kiralanan bisikletlerde ön frene dikkat etmek gerek. Gökçe o yüzden takla atmış, sonra anlayabildik. Kaldırıma takılır gibi olunca frenlere abanmış, ön freni o kadar sertti ki takla atmış. Özgür; “yavaş, yavaş attı ama taklayı” diyor :) Hani ön fren aşamalı kaldırır ya arka tekeri, öyle bir ağır çekim durumu yaşanmış.

ViadukIMG_4779IMG_4777

Tipe bak, bu da voleybol oynayanları izliyor…

IMG_4778

 

Yeşillik ve rahat bir ortam bende şöyle bir kafa yaratıyor.

Biz sonrasında biraz da göl kenarında takılıp geri dönüş yoluna geçtik. Göle en yakın bölümde bisiklet kullanmak yasakmış, biri durdurup uzunca bir konuşma yapabilir:) Tramvay raylarının zaman zaman yanında, zaman zaman üstünde bisiklet kullanmanız gerekebilir, raylara dikkat, teker girerse toplayamayabiliyorsunuz. Bakınız: 2. kaza, Özgür’ün kaldırımda son bulan yolculuğu :) Ön fren düşüşünü tercih edebilirsiniz, raylardan kaldırıma yolculuk, bacakta sağlam bir morluk yarattı…

Zürich alışveriş ve gece hayatı açısından da İsviçre’nin en hareketli şehri. Gitmişken güzel bir konsere denk gelebilirsiniz. Şuradan bir kontrol edin derim.

Ben Zürich’i sevdim. Çok soğukta gitmeyin, hareket alanınız daralır. Bir de başka bir şeyleri ararken şu arkadaşların sohbetini gördüm, şehirden çıkmak isterseniz aklınızda olsun…

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s