yarı süper kahraman: Casper…

 

Hiç kendinizi genel bir Fransız kalmışlık halinde hissettiniz mi? Ben bir süredir farklı boyutlarda ve farklı konularda eş zamanlı olarak böyle hissediyorum. Olur öyle, sıkıntı değil.

Sıkıntı değil çünkü anlamadığım için değil anlaşamayıp uzlaşamadığım için yabancılık hissediyorum. Bu kontrol edilebilir bir durum. İnsanı bazı anlarda dehşete ve umutsuzluğa düşürdüğü oluyor ama sonra biraz daha sakince bakabildiğinde olan biteni idrak edebiliyorsun.

Bu cümlede idrak etmek fiili önemli, görmek veya anlamakla aynı şeye işaret etmiyor. Daha farklı bir kavrama halinden bahsediliyor. Casper gibi olayların dışına çıkıp, dışarıdan herkese ve her şeye bakıp “şu oluyorken bu da oluyor ya da olmuyor ya da bambaşka bir şeyler daha oluyor” gibi, kendini dahi bir figür olarak görüp değerlendirme halinden bahsediliyor.

Tüm bu hikayeyi şöyle canlandırabiliriz; Zeynep mahallenin manavına girip bir “kilo çilek alabilir miyim?” diyor. Mükemmel renkleriyle çilekler önündeki sepete yayılmış, Zeynep için adeta görsel şov yaşanıyor velhasıl manav Zeynep’e dönüp tuhaf tuhaf bakıyor ve “çilek yok” diyor. Bunu öyle bir şaşkınlık içerisinde söylüyor ki Zeynep de kendisini kaptırıp “burası kırtasiye bacım” cümlesini duymuş gibi hissediyor.

Haydaa, işte tam bu an, Fransız hissetme anı. “Hoppala” diye geçiriyor içinden. Zeynep’e bu kadar bariz görünen bir şey karşısında manav amcasının ona uzaylı muamalesi yapmış olmasına bir anlam veremiyor, bunun neticesinde kırılmış ve üzülmüş hissediyor. Gözleri yaşlı çileklere bakarken yavaşça kendine geliyor.

İşte idrak etmeye başlama noktası da, başarabilirse, tam burası. Çileklere bakarken dolmuş gözlerinden yaşlar dökülsün dökülmesin aldırmadan odaklanıp, yarım süper kahraman Casper haline geçmesi gerekiyor. Haydi bakalım…

Manavın içinde bir Casper’sınız şimdi. Bir şeyleri anlamaya çalışırken ne hallere düştüğünüze bakar mısınız? Ciddi durumların absürt anlarını siz yaratmış oluyorsunuz.

Hemen kısa bir ara veriyorum. Fransız kalmak diyoruz ya, İngilizce’de benzer durumlar, Yunanlara atıfla anlatılıyor. Başka dillerdeki versiyonlarını bilemiyorum, Belçika’da Çinlilere atılıyormuş diye duydum, ne kadar doğru bunu da bilemiyorum. Nedir ne değildir diye bakınırken de şu yazıyla karşılaştım, deyimin Avrupa’da ortaya çıkışını da sorgulamış biraz. Kardashian’ın götünü anlatmaya başlayana kadar yazının konusu Fransız kalmak :)

Dönelim mi Casper halimize? Hahaha, manavda bir Casper, bir Zeynep, bir manav amca ve Zeynep’e görünüp manav amcaya görünmeyen çileklerle başbaşasınız, tadını çıkarın.

Casper olaya bakıyor ve şunu görüyor. Zeynep manavda, manav amca ile muhattab çünkü çileğe ihtiyacı var. Manav amca çilekleri görmüyor, göremiyor ya da görmek istemiyor. Manav amcanın böyle bir hakkı var. Manav amcanın çileklerle ya da çilekleri görmekle ilgili bir sorunu olabilir ya da olmayabilir ama Zeynep’le bir sorunu yok. Bunlar hep normal şeyler. Zeynep çilek ihtiyacını buradan karşılayamaz. Zeynep çileklere mal mal bakmayı kesip manavdan çıksın.

“Yarı süper kahraman Casper” halinden normal haline dönen Zeynep’in önünde çeşitli seçenekleri var.

Zeynep manav amcanın nesi olduğuna ve neden çilekleri görmediğine kafa yorabilir hatta kendisini iyice kaptırıp manav amcanın nesi var diye ağlayabilir.

Zeynep manavın kapısında çilek nöbetine oturabilir, muhtemelen motivasyonu şu olacaktır; elbet çilekleri gören biri gelecek ve ben çilek alacağım. Bu noktada kendisine tavsiyemiz ne olur; “anlayan biri gelirse, en az iki kilo al bari”.

Zeynep manav amca ile bir taraf için olan bir taraf için olmayan çilekler üzerine derin bir sohbete girebilir. Muhtemelen uzun bir sohbet olacaktır, kendilerine çay söyleyebiliriz.

Ya da işte artık uzatmaya gerek yok, Zeynep yarı süper kahraman halinin nimetlerinden faydalanır ve manavdan çıkar. Gidip başka bir manavdan çilek almak, çilekten tamamen vazgeçmek, vazgeçmekle kalmayıp yerine kiraz almak gibi türlü türlü seçeneklere sahip olacaktır.

Fransız kalma durumu ile en makul mücadele bu gibi görünüyor bana. Bunlar çeşitli oyun kurma hileleri diyebiliriz. Hayatı küçük tarih cetvellerine benzettiğim ötüşüme bir atıf sıkıştırayım şuraya,  olay senin tarih cetvelinde ilerleyişin ya, işte o çağlardan birinde bir şeyleri kurmaya çalışırken böyle taktikler geliştiriyorsun kendi kendine.

Yalnız bunların hiçbiri değil de aslında bu yazının en önemli noktası belki de çilek. Ben çilek severim. Ama öyle bir seviyorum ki bu durumu da tam bu cümle açıklıyor. Çileği, “herkes son sözünü söylesin” dendiğinde, muhtemelen ciddi ciddi “beeen çilek severim” diyebilecek kadar seviyorum.

Söylemeden duramayacağım bir şeyi de söyleyeyim ve yavaştan bitireyim. Şu manav hikayesinin daha saykodelik versiyonları var. Olmasa zaten elbette oturup bu konuda yazı yazmam ;) Size işkence olsun diye kafamı kurcalayan bir takım durumları sorgulamak için yazıyorum.

Düşünsenize, manava girip “bir kilo çilek” diyorsunuz, çok sevdiğiniz, bir senedir hep alışveriş yaptığınız manav size “bisiktir git” diyor. İşte o zaman ne oluyor, siz de Casper’ı sikiyorsunuz, ne yapacaksınız, siz de hayali bir yarı süper kahramını sikmeye kalkıyorsunuz:)

Yine çok afedersiniz. Ben yine küfür ettim. Annem “yapma” diyor. Aslında daha kibarını yapıp “benimle konuşurken küfür etme” diyor. Bilmem, gerçekten kibarlık mı yapıyor? Bunu bilmiyor ve geçiyorum. Annemin gıybetini yapmak yerine, yazının sonuna kadar dayanan sizler için kendimin gıybetini yapıyorum.

Bu yazıyı 19 Mayıs günü sabah 1o civarında yazmaya başladım. İlk molamı Bro’nun sabah gezmesi işi için kullandım. Parkta 21 yaşında bir şef yardımcısı ile tanıştım. İki buçuk senedir bu işi yapan, alaylı yetişen bir arkadaş, sohbet etmek keyifliydi. Mutfak dünyasının olaylarını biraz öğrenme şansım oldu. İlgimi çektiyse hiç çekinmem ve acımam, karşımdakini soru manyağı yaparım. Çok ender rahatsız olan çıkar, genelde sever insanlar cevaplamayı, anlatmayı. Manyağa dönme konusunda eşikleri birbirinden farklıdır. Güç genç şef adayıyla olsun :) Genelde park tayfasını düzenli görürüm ama onun çalışma saatleri oldukça farklı. Bugün resmi tatil olmasının yarattığı “matrix” değişimi sayesinde sohbet şansı bulmuş olduk.

Sonraki büyük molamda evi temizledim ama ne temizlemek, mis gibi, tam sevdiğim gibi oldu. Bu mislik hali bir gün belki sürer belki sürmez, bakalım… Ama elbette ki boku çıkmış bir evi dönüştürmenin zevkini dibine kadar yaşadım. Bir de bundan da önemlisi oldu. Bazı insanlarda, sosyokültürel nedenlerle daha çok kadınlarda temizlik eylemini bir nevi rahatlama, hırs giderme olarak kullanma durumu vardır ya, bu temizliğin de benim için bir nevi REM etkisi oldu. Kafamda işleyip çözmem gereken bir durum vardı. Çok da odaklanmadan ara ara onu düşünerek temizledim evi. Bir taşla iki kuş vurmuş oldum, hem çözüp eyleme geçtim hem de ev mis gibi oldu.

Temizliğin son rötüşlerini yaptığım sırada ise son molamı vermiş oldum, küçük bir çiş molası. İşte bir de tam o esnada elbette çünkü buna dair bir atasözü dahi vardır, aklıma bir hikaye fikri geldi. Şimdi onu yazmaya başlayacağım.

Fransız kalmak konusunu da bu yazı ve temizlik sayesinde şimdilik, sizinle yazının başında paylaştığım tatlı şarkı ve insanla sınırlı tutmaya karar vermiş oldum. Yani bir süre Fransız kalacağım tek olay bu şarkıyı tam bir obsesif kompalsif gibi dinleyip durmak ve Mathieu abinin bu şarkısına çektiği komik klibi ve diğer belgesellerini izlemek olacak. Birileri beni Fransız bırakmak için uğraşıp da bir şekilde başarıyor gibi olduğunda hemen yarı süper kahraman Casper haline dönüşüp bu kez olaylara “tepeden bakmak” yerine o birilerinin kafasına tüküreceğim.

Casper tükürüğü olduğu için hiçbir etkisi olmayacak ama en azından ben rahatlayacağım bence. Oyun kurmak demiştik ya, kısmet ve hayat işte diyelim, bazen hızlıca taktik değiştiriyorsun. Sonuçta her zaman evi temizleyemez ya da saçma bir yarı süper kahraman olmak için çabalayamazsınız, değil mi?

 

 

 

Mathieu Boogaerts abiyi siz de yakından tanımak isterseniz buyrun

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s